Telefonun İcadı Mikrofon, Hoparlör ve Diğer İcatları Nasıl Etkiledi

Tarihe mal olmuş üç şahsiyetin, zaman, mekân farkı gözetmeksizin, şu şekilde karikatürize edildiğini görmüştüm. Isaac Newton, bir ağacın altında oturduğu halde yanına, elinde hamam tası ile Arşimet gelir ve Newton’a der ki: “Ben suyun kaldırma kuvvetini buldum” Newton da gayet sakin bir vaziyette: “Ben de biraz önce kafama elma düştü, yerçekimini buldum”, sonra ekler: “Demin de Graham Bell aramıştı. O da bir şey bulmuş, bana söyledi ama şimdi hatırlayamadım” der. Arşimet de: “Aradı mı? Neyle aradı?” diye sorar. Newton bu defa: “Vay be, şimdi hatırladım, o da telefonu bulmuş!” der.

Evet telefonu bulmak elbette hiçbir zaman bu kadar kolay ve sıradan bir olay olmadı. Zahmetler, kapışmalar, yarışlar, davalar vs. Amerika Birleşik Devletlerindeki icat sahiplerinin şöhretleri, daha birçok ilim sahibi kişiyi icat yoluyla hayatlarını kazanmaya teşvik etmişti. Dolayısıyla bu durum, çekişmeleri, entrikaları, uyanıklığı ve fırsatçılığı beraberinde getirdi. Patenti alan baş köşeyi kapıyor veya köşeyi dönüyordu. Gerçi bunun için, sonrasındaki davaları, çekememezlikleri ve küçümsemeleri göğüslemek gerekiyordu. Ancak bununla beraber, birçok icadın ilk fikirleri de bu dönemde oluşmuştu

 Telefonun İcadı  | Telefon Hakkında İlk Söylenenler 

Telefon Hakkında İlk Söylenenler Nedir

Bundan önceki yazılarımızda; Telefonun icadıyla birlikte, Antonio Meucci’nin ve Elisha Gray’in telefonun icadının kendilerine ait olduğuna ilişkin Garaham Bell aleyhine açmış oldukları davalardan kısaca bahsetmiştik. Hatta büyük bir telgraf şirketi olan Western Union’un patenti alınmış olan telefonu dikkate almadığını söylemiştik. Yine bu icadın olduğu yıllarda, Amerikalı bir belediye başkanının; “Bir gün her kentte bir tane telefon olacak” sözleri, çok cüretkâr bir öngörü olarak varsayılmıştı.

İngiltere’de ise Postane Başmühendisi Sir William Preece, bir halk komitesinde; “Amerikalıların telefona ihtiyaçları var, ama bizim yok. Bizim elimizde bir yığın haberci çocuk var” demişti. Ancak bu arada, İngiliz Şövalyelik Nişanına sahip İngiliz mucit ve bilimkurgu yazarı Arthur Charles Clarke, yirminci yüzyılın sonlarından önce dünyadaki her köyde değil, her evde bir telefon olacağını daha o günden tahmin etmişti.

Telefonun İcadı ile Gelişen Önemli Aparatlar

Telefonun icadının tetiklemesi ile gelişen en önemli üç aparat, mikrofon, hoparlör, gramofon veya Amerika’daki tabiri ile fonografdır. Günümüzde bunu kayıt cihazı olarak değerlendirirsek, bir iletişim aracının günümüz sosyal hayatında da ağırlıklı olarak yer tutan bu üç teknik ekipmanın geliştirilmesine vesile olmasının ne kadar önem arz ettiğine eminim sizler de hak vereceksiniz. Mesela sizleri, günümüzde mikrofonun, hoparlörün veya kulaklığın ve ayrıca kayıt cihazının olmadığı bir dünyayı tasavvur etmeye davet ediyorum. En başta akıllı telefon, televizyon, radyo diye bir şey olmayacaktı. Gerisini siz düşünün. Sessiz sinema formatında bir hayat yaşıyor olacaktık. Uçaklarda pilotların, kaç bin fitte ve ne kadar hızda uçtuğumuz hakkında o naif anonsunu duyamayacaktık,şehirler arası otobüslerin mola yerlerinde yarım saat ihtiyaç ve yemek molası verdiğini ve hatta çayların şirketten olduğunu öğrenemeyecektik, ya da aradığımız bir çağrı merkezinden, “sayın müşterimiz, operatörlerimiz ile yapacağınız görüşmeler güvenliğiniz için kayıt altına alınacaktır” ifadesini hiçbir zaman işitemeyecektik.

 Telefonun İcadı | Mikrofonlar 

Mikrofonlar Nedir

Tüm bu ve benzeri icatların fitilini ateşleyen telefonun icadı üzerinden ses iletimi için, Alexander Graham Bell ve Elisha Gray tarafından ilk yapılan mikrofonlar, ilk önceleri, çok basit şekilde bir ağızlığın dibine yerleştirilen bir titreşim zarından oluşmuştu. Bu zarın ortasına, alt ucu hafif asitli suyla doldurulmuş bir kap içine batırılan ince bir platin çubuk bağlanmıştı. Zar bir titreşim hareketi yaptığı zaman, çubukla sıvının dokunma yüzeyi boyunca sistemin elektrik direnci değişiyordu. Bu pek kullanışlı değildi.

Burada iki isimin birlikte zikredilmesinin anlamı büyüktür. Zira, 11 Şubat 1876 tarihinde Elisha Gray’in elinde pratik olarak kullanıma neredeyse uygun olan bir telefon tasarımı vardı. Ama Alexander Graham Bell’in tasarımında eksiklikler mevcuttu. İlginç olan ise 14 Şubat 1876’da Gray avukatı aracılığıyla kendi tasarımının patenti için ön başvurusunu yollamışken, tesadüfe bakın ki, Bell de aynı gün avukatı aracılığıyla kendi tasarımı için patent başvurusunu yapmıştı. Yalnız Gray’in avukatı kendisine 2 saatlik bir yemek molası vermiş, ondan sonra Amerikan Patent Ofisine varmıştı.

Dahası, Bell’in başvuru metninde yer alan ama çizimlerde gösterilmeyen sıvı aktarıcıya ait ifadeler, Gray’in başvurusunda da yer alan ve ayrıca çizimlerle gösterilen sıvı aktarıcıya tıpatıp benzemekteydi.19 Şubat’ta Amerikan Patent Ofisi bu şaibeli durumdan dolayı Bell’in patent başvurusunu askıya aldı. Gray’e ise başvurusunun prototipini tamamlaması için 3 ay süre verdi. Daha sonra bu 3 ay beklenmeden, başvurudaki 2 saatlik gecikme dikkate alınarak, Bell’in patent başvurusu 7 Mart’ta onaylandı. 8 Mart’ta Bell’in not defterine Gray’in tasarımına çok benzeyen bir düzenek çizilmiş, 10 Mart’ta ise Bell sıvı aktarıcıyı kullanarak insan sesini anlaşılır şekilde iletebilen bir düzeneği çalıştırmayı başarmıştı.

Yaklaşık bir yıl sonra, 2 Mart 1877’de Bell Gray’e bir mektup yazmış, bu mektupta Gray’in tasarımının “suyun içinde titreşen bir tel ile alakalı olduğunu” bildiğini itiraf etmişti. Elisha Gray’e o dönemde bir ayak oyunu yapıldığı aşikardır.10 Mart’ta ise Bell sıvı aktarıcıyı kullanarak insan sesini anlaşılır şekilde iletebilen bir düzeneği çalıştırmayı başarmıştı. Yaklaşık bir yıl sonra, 2 Mart 1877’de Bell Gray’e bir mektup yazmış, bu mektupta Gray’in tasarımının “suyun içinde titreşen bir tel ile alakalı olduğunu” bildiğini itiraf etmişti. Elisha Gray’e o dönemde bir ayak oyunu yapıldığı aşikardır.10 Mart’ta ise Bell sıvı aktarıcıyı kullanarak insan sesini anlaşılır şekilde iletebilen bir düzeneği çalıştırmayı başarmıştı. Yaklaşık bir yıl sonra, 2 Mart 1877’de Bell Gray’e bir mektup yazmış, bu mektupta Gray’in tasarımının “suyun içinde titreşen bir tel ile alakalı olduğunu” bildiğini itiraf etmişti. Elisha Gray’e o dönemde bir ayak oyunu yapıldığı aşikardır.

Edison, bu mikrofonların yerine, daha sonra katı dokunma yüzeyli yani kömürlü mikrofonları geliştirdi. Katı dokunma yüzeyli, kömürlü mikrofonlar bir titreşim zarı olan iki elektrot arasına kömür parçacıkları konularak temas artırıldı. Aygıtın duyarlığını azaltacak biçimde kömürün bir yönde yığılmasını önlemek için, kömür parçacıkları kömürden yapılmış yivli bölmelere kondu. Böylece kömür parçacıklarının hareket yeteneğinin değişmeden kalması ve mikrofonun her konumda duyarlığının korunması sağlandı.

Mikrofon, ses iletimi uygulama alanında, telefon vericisi olarak önemli bir yer tutar. Özellikle, telefonlarda kullanılması düşüncesi ile, David Hughes tarafından icat edilmiş olan mikrofonun çalışma prensibini, akustik dalgaların harekete geçirdiği bir zarın mekanik titreşimini bir elektrik devresindeki akım değişimine dönüştürmesi esası oluşturmaktadır. Burada mikrofon, ses dalgalarından hareket ederek, değişken elektrik akımları elde etmeye yarayan, bir elektro akustik güç ileticisi olarak çalışır.

Emile Berliner, Alexander Graham Bell’in icadı olan ilk telefonun tanıtımının yapıldığı US Centennial Exposition fuarına katılmıştı. Fuara katılan birçok mucit icat edilen bu buluşu daha da geliştirmek için oradaydı. Emile Berliner fuarda tanıtılan telefonun sesini beğenmedi ve daha iyi nasıl yapılır diye merak ederek üzerinde düşünmeye başladı.  Emile Berliner 1876 yılında, 25 yaşındayken ilk mikrofonu icat etti. (Patent Yılı: 8 Kasım 1887) Bu telefon için geliştirilmiş bir ses vericisiydi. Emile Berliner bu icadı ilk telefonun satıcısı olan Bell Company’a tanıttı ve şirket bu icadı beğenip, 50.000 $’a satın aldı.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, o dönemde bir icat yapan şöhretine şöhret, servetine servet katıyordu. Mesela bu aşamada kısaca Emile Berliner’in hayatına bir bakalım. Almanya Hanover’de doğan Berliner, 1870’de Amerika’ya göç etmiştir. O dönemin yeni iletişim teknolojileri olan telefon ve fonograf ile ilgilenmeye başladı ve telefon alıcısının daha gelişmiş bir versiyonunu icat etti. Berliner daha sonra 1877 yılında Boston’a taşındı. 1883 yılına kadar Bell Telephone şirketinde Washington’a gidip yerleşene kadar çalıştı. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığına geçti. Berliner 1886 yılında ses kaydetme metotları üzerinde deneyler yapmaya başladı. 1887’de ilk patentini gramofon için aldı.

Bulduğu kaydetme yöntemi Edison’unkine benziyordu. 1888’de disk kullanarak kaydetmenin daha kolay bir yöntemini buldu. Birkaç yıl boyunca icadı oyuncak şirketleri tarafından üretildi. Ancak o icadının bu kullanım şeklinden daha önemli olduğuna inanıyordu. 1895’te bir grup iş adamını ikna etti ve 25.000 $ ile Berliner Gramaphone Company şirketini kurdu.  Daha sonra 1897’de Londra’da The Gramophone Company şirketini, 1898’de Almanya Hanover’de, Deutsche Grammophon şirketini ve 1899’da Montreal’de Berliner Gram-o-phone Company of Canada şirketini kurmuştur. İşte böyle…

Daha sonraları diğer mucitler mevcut mikrofonu geliştirmek için çalıştı. 1920’li yıllarda mikrofon daha da gelişti. Radyonun icadında sonra 1942 yılında ilk şerit mikrofonlar çıktı. 1964 yılında iki araştırmacı Gerhard Sessler ve James West Bell Laboratuvarlarında eski mikrofonları daha da geliştirerek elektrikli mikrofonu icat ettiler. Günümüzde mikrofonun ve beraberinde hoparlörün geldiği nokta ise tarifsizdir.

 Telefonun İcadı | Hoparlörler 

 Telefon İcadı | Hoparlörler Nedir

Tesla’nın ses iletimi üzerine çalıştığı yıllarda ilk hoparlörü icat ettiği iddia edilir. Aslında, tüm resmi kayıtlara göre hoparlörün mucitleri C.W. Rice ile Edward Kellogg’dur. İkili, ilk prototipi 1921 yılında üretmiş, patentlerini de 1925 yılında almışlardır. Kaldı ki Tesla, hoparlörün fikir babası da sayılamaz; çünkü ondan yıllar önce, Werner Von Siemens manyetik olarak kontrol edilen hoparlörler üzerine çalışmaktaydı.

Werner Von Siemens, ayrıca 1847’de J. George Halske’ nin de yardımıyla Berlin’de bir telgraf üretim şirketi kurdu. Bu şirket 1848-1849 arasında Berlin’i Frankfurt’a bağlayan telgraf hattını, 1850’de de Rusya’ daki ilk telgraf hattını döşedi. 1853’te St. Petersburg’da şirketin bir şubesini açarak başına kardeşi Carl‘ı getirdi. Elektrikli telgraf ve sualtı telgraf kabloları üzerindeki araştırmalarını sürdürdü, sualtı kablolarının kauçuğa benzer doğal bir madde olan gütaperkayla eksiksiz olarak kaplanarak yalıtılması yöntemini buldu. Kardeşi William ile birlikte Londra’dan başlayarak, Berlin, Odessa ve Tahran üzerinden Kalküta’ya uzanan Hint-Avrupa telgraf hattını döşedi.

 Telefonun İcadı | Gramafonlar 

 Telefon İcadı | Gramafonlar Nedir

Telefonun İcadı nın tetiklediği diğer bir cihaz da Gramofondur. Gramofon, fonograf olarak da bilinir. Dönen bir diskin ya da silindirin üzerine oyularak kaydedilen seslerin daha sonra bir iğne aracılığıyla yeniden üretilmesinde kullanılan aygıttır. Bu türden düzeneklerin geliştirilmesine yönelik ilk deneysel çalışmalar 1857’de’başladı; ama ilk etkili gramofonu 1877’de ABD’li mucit Thomas Edison yaptı. Gramofon, 1894’te yine ABD’li mucit Emile Berliner’in geliştirdiği fonograf türünün tescilli marka adıydı, ama sonradan bu aygıtın genel adı olarak yaygınlaştı. Bir zamanlar da gramofonun elektrikli ya da elektronik türlerinden olan pikap çok yaygınlaşmıştı.